Dip çamuruydu, canlılara yuva oldu
Kocaeli Üniversitesi yürütücülüğünde, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Değirmendere Sualtı Topluluğu (DESSAT) iş birliğiyle hayata geçirilen “Kenar Etkisi Projesi” kapsamında hazırlanan seramik yapay resifler Değirmendere’de denizle buluşturuldu
Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi yürütücülüğünde, Kocaeli Üniversitesi BAP Marmara Denizi ve Sürdürülebilir Yaşam Araştırma Projeleri Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen “Kenar Etkisi-Değirmendere Kıyı Arayüzünde Sanat Temelli Ekolojik Restorasyon” projesi; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Değirmendere Sualtı Topluluğu (DESSAT) iş birliğiyle hayata geçirildi. Dört aşamadan oluşan kıyı ve deniz ekosistemi restorasyonu çalışması kapsamında, Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen 8 seramik sanatçısı tarafından körfezden çıkarılan dip çamurunun işlenmesiyle oluşturulan yapay resifler önceki gün Değirmendere’de düzenlenen programla denizle buluşturuldu.
KATILIM YOĞUN OLDU
Körfez’in tabanından çıkarılan dip çamurunun, Kocaeli Üniversitesi akademisyenlerinin geliştirdiği özel seramik reçeteleriyle yapay resiflere dönüştürüldüğü “Kenar Etkisi” projesinin Değirmendere Kıyı Arayüzünde Sanat Temelli Ekolojik Restorasyon Lansmanına Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Üniversitesi yöneticileri, Japon yüksek mimar ve inşaat mühendisi Yoshinori Moriwaki, akademisyenler, sanatçılar, proje araştırmacıları, DESSAT üyeleri ile Değirmendere halkı, öğrenciler ve çevre gönüllüleri katılım sağladı.
‘EKOLOJİK KRİZ ORTAK YAŞAM PROBLEMİDİR’
Programda ilk konuşmayı yapan Proje Yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Fatoş Su Özkarataş, “Bugün proje lansmanı ile birlikte aynı zamanda Marmara Deniziyle, kıyıyla ve insan ötesi yaşamla kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünmeye yönelik bir saha modelinin ilk somut örneğine birlikte şahitlik ediyoruz. Projenin çıkış noktası basit ama kritik bir soru: Kıyıyı yalnızca karayla denizin bittiği sınır olarak değil; türlerin, malzemelerin, akışların, kültürün ve yaşam biçimlerinin karşılaştığı canlı bir arayüz olarak ele alırsak ne değişir? Biz bu soruya sanat, tasarım ve bilimi aynı sahada buluşturarak yanıt vermeye çalışıyoruz. Çünkü ekolojik kriz yalnızca teknik bir problem değildir. Aynı zamanda algı, davranış, kültür ve ortak yaşam problemidir” dedi.
‘AMACIMIZ BİYOLOJİK TAMPONLAR TASARLAMAK’
Özkarataş, “Bu nedenle Kenar Etkisi'nde restorasyonu yalnızca bir onarım olarak değil; görünür, ölçülebilir, katılımcı ve çoğaltılabilir bir dönüşüm modeli olarak ele alıyoruz. Projenin ilk temel uygulaması, Doçent Doktor Nermin Demirkol'un malzeme araştırmalarıyla geliştirdiği, İzmit Körfezi'nden çıkarılan dip çamurunun ikincil hammadde olarak kullanıldığı seramik çamurundan üretilen yapay resiflerdir. Bu resifler yalnızca sanatsal nesneler değil; deniz canlılarının tutunabileceği, barınabileceği ve zaman içinde kolonileşebileceği mikrohabitatprototipleridir. İkinci uygulamamız ise proje kapsamında dere ağızlarında geliştirdiğimiz doğal ve hibritfiltreleyicienstalasyonlardır. Burada amacımız, karadan denize taşınan baskıyı sınırda karşılayan biyolojik tamponlar tasarlamak. Bitkisel adacıklar ve atık tutucu sistemlerle dere-kıyı geçişini ekolojik bir filtre alanına dönüştürmeyi hedefliyoruz” diye onuştu.
‘HEDEFİMİZ KAMUSAL EKOLOJİK TANIKLIĞA DÖNÜŞMESİ’
Özkarataş, “Projedeki üçüncü eksenimiz kıyı enstalasyonları ve kıyı performansları. Çünkü ekolojik restorasyonun yalnızca suyun altında kalmasını istemiyoruz. Sanatın kamusal görünürlük gücünü kullanarak ekolojik krizi insanların gündelik yaşamına, bedenine, belleğine ve kıyıyla kurduğu ilişkiye taşımayı amaçlıyoruz. Dördüncü ve bu modeli kalıcı kılan eksenimiz ise bilimsel izleme. Resiflerdeki biyolojik kolonizasyonun, su kalitesindeki değişimlerin ve saha verilerinin periyodik olarak izlenmesi; QR kodlu bilgi panoları ve dijital ekranlarla su altında gerçekleşen dönüşümün kıyıdan da takip edilebilir hale gelmesi hedefleniyor. Yani restorasyonun görünmez bir süreç olarak kalmasını değil, kamusal bir ekolojik tanıklığa dönüşmesini hedefliyoruz” dedi.
‘KİMYASAL İÇERİĞİNİ ANALİZ ETMEK İSTEDİM’
Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nermin Demirkol ise konuşmasında, “Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı tarafından bana İzmit Körfezi dip çamuru ulaştırıldığında ilk önce kimyasal içeriğini analiz etmek istedim. İlk önce tamamen, yüzde 100 İzmit Körfezi dip çamuru içeren seramik çamurunu şekillendirdim. Bunun aslında olmayacağını biliyordum. Fakat biz bilimsel araştırma yaparken ilk önce olmayacağını da ortaya koymamız gerekiyor” dedi.
‘BAZI ÇAMURLARDAN DAHA ÜSTÜN ÖZELLİKLERE SAHİP’
Demirkol, “Daha sonra farklı ağırlık oranlarında dip çamuru içeren reçeteler geliştirdim. Yüzde 55, yüzde 65 oranlarına kadar İzmit Körfezi dip çamuru kullanarak farklı seramik hammaddeleriyle birleştirerek reçeteler geliştirdim ve öğrencilerim, okulumuzdaki seramik öğretim üyelerinin de değerli katkılarıyla bunun şekillendirilebilirliğinin, plastisitesinin iyi olduğunu ortaya koymuş olduk. Yaptığım bilimsel çalışmalar ile standart çamurlara yakın özellikler gösterdiğini hatta bazı çamurlardan daha üstün özelliklere sahip olduklarını da ortaya koymuş olduk. Kenar Etkisi Çalıştayında ise bu çamurun büyük boyutlu işlere uygunluğu profesyonel sanatçıların ellerinden çıkan eserler ile cevap buldu. Davetli sanatçılarımız dipten alınan çamuru geliştirdiğim özel reçete ile canlılar için bir yuva olacak şekilde tekrar dibe gönderiyor” ifadelerini kullandı.
İZLEME ÇALIŞMALARINI DESSAT GERÇEKLEŞTİRECEK
Proje Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nin uzun yıllar insan faaliyetlerinin ortaya çıkardığı atıkların taşındığı bir ortam olarak görüldüğüne dikkat çekti. Dip çamurunun kaynağına işaret eden Sarı, “O çamuru biz gönderdik oraya” diyerek bugün yeniden değerlendirilen malzemenin insan faaliyetlerinin sonucu olduğunu söyledi. Sarı, çalışmanın geçmişte yapılan çevresel hataların telafisine yönelik önemli bir adım olduğunu belirtti. Proje Araştırmacısı ve DESSAT Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kulakaç da resiflerin suya indirilmesi ve sonraki bilimsel izleme çalışmalarında DESSAT dalış ekibinin görev alacağını ifade etti.
‘SANAT ESERİ EKOSİSTEMİN PARÇASINA DÖNÜŞECEK’
Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süreyya Temel konuşmasında “Üniversite ile kamu arasındaki iş birliği, kurumsal bir ortaklık ve farklı bilgi ve deneyimlerin karşılaşması olarak değerlendirilmelidir. Üniversitenin araştıran aklını, dalış sporcularının denizle kurduğu doğrudan ilişkiyi ve sanatın dönüştürücü gücünü burada aynı zeminde buluşturmaya çalıştık. Özellikle deniz altındaki yaşamın görünür ve fark edilir kılınması açısından bu çalışma son derece kıymetlidir. Çalıştayda üretilecek sanat eserlerinin kıyıya birer yapay resif olarak konumlandırılması, sanat eserini yaşayan ekosistemin bir parçasına dönüştürecektir” dedi.
‘DEĞİRMENDERE BATIK ŞEHİR MÜZE PROJESİ GERÇEKLEŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ’
Temel, “Bu projenin bizim için bir başka önemli boyutu da Değirmendere'nin hafızasıdır. Fakülte olarak 29 yıldır yaptığımız ahşap heykel sempozyumu büyük bir beğeniyle kabul görmektedir. Önümüzdeki yıl gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz uluslararası Değirmendere Batık Şehir Müze Projesi ile Kocaeli Üniversitesi Profesör Doktor Baki Komsuoğlu Sanat Müzesi'ni aynı düşünsel eksende buluşturmak istiyoruz. Çünkü 99 Depremi, Marmara Depremi sonrasında Türkiye'ye gelen Japon sanatçıların ürettiği, bugün müzemizde korunan paha biçilmez eserler, bu coğrafyanın acısının, dayanışmasının ve sanat yoluyla yeniden kurulma çabasının tanıklarıdır. Değirmendere'nin su altında kalan hafızası ile müzemizde yaşayan bu sanat hafızasını aynı anlatı içinde buluşturmak; geçmişi hatırlamakla birlikte kentin hafızasına ve geleceğine taşıyan yeni bir kültürel alan kurmak anlamına gelmektedir.Dolayısıyla bugün yaptığımız çalışma bizim için yeni bir çalışma. Suyun altında, kıyıda, müzede ve sanatın içinde birbirine bağlanan daha büyük bir hikâyenin ilk adımlarından biri olacaktır” dedi.
KOÜ BİLGİYİ KENT YAŞAMINA TAŞIYOR
Kocaeli Üniversitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Eren, üniversitenin yalnızca akademik bilgi üreten değil, ürettiği bilgiyi kent yaşamına taşıyan bir anlayışla çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Eren, “Kenar Etkisi” projesinin teorik bilginin pratiğe dönüşmesi ve farklı paydaşların aynı çevresel hedef etrafında buluşması açısından önemli olduğunu belirterek projeye katkı sunanlara teşekkür etti.
‘KOCAELİ'DE YÜZDE 100 ORANINDA BİYOLOJİK ARITMA YAPILIYOR’
Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “Yapılan işin bu aşamaya nasıl geldiğini anlatmak istiyorum. Dört katman var bu işle alakalı olarak. Birincisi, arkamızda bir deniz var. Bu denizle ilgili öncelikli hedef nedir? Temiz olmasıdır. Az önce bahsi geçti, biyolojik arıtmadan bahsedildi. En önemli çalışma aslında budur. Kocaeli'de yüzde 100 oranında biyolojik arıtma yapılıyor. Diğeri, ileri biyolojik arıtmadır. İleri biyolojik arıtma ile biyolojik arıtma arasındaki fark ileri biyolojik arıtmada azot ve fosfor da arıtılır. Bunda da oranlar hemen hemen yüzde 100'e yaklaşmıştır. Yeni yapılan yatırımlarla beraber Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz ileri biyolojik arıtmanın da yüzde 100 olmasını sağlayacak. İkincisi yapılan, sadece Kocaeli'deki değil, Türkiye'deki en büyük çevre projelerinden biri dip çamuru projesidir. Bunların gerçekleştirilmesi neticesinde hem biyolojik ve ileri biyolojik arıtma hem de dip çamuru çalışmaları sonucunda biyolojik canlılığın arttığını, balık sayısı ve türlerinin arttığını görüyoruz” dedi.
‘VERİLEN BİR EMEK SONUCUNDA GERÇEKLEŞTİ’
Sezer, “Öncelikle Marmara'dan kaynaklanan bir müsilajla birkaç sene önce karşılaşmıştık. Sorun Körfez'den değil, Marmara'dan gelen bir problemdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz, denizin temiz tutulması noktasında elinden geleni, üzerine düşeni fazlasıyla yapmaktadır. İkinci aşamada da bulunduğumuz bu alan var. Bu alan birkaç sene öncesine kadar deprem sonrası atıkları ve enkazın bırakıldığı bir alandı. Büyükşehir Belediye Başkanımızla yapmış olduğumuz görüşmeler ve akabinde imalat öncesinde bakanlıktan alınan izinlerle şu aşamaya gelmiş durumda. Arkamızda kayık çekek yeri var. Bugünkü yapılan çalışma da yine deniz canlılığını artırmak için yapılan bir çalışma ve orada da çok sayıda balık tutanlar var. Öncelikle bu işin altyapısının nasıl olduğunu ortaya koymak istiyorum. Deniz temiz olacak ve bunu gerçekleştirecek bir mekan sağlanacak. Bu uzun yıllar boyunca verilen bir emek sonucunda gerçekleşmiştir” diye konuştu.
‘EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR EDİYORUM’
Sezer, “Üçüncü aşama bu resiflerle ilgili çalışma. 2019 yılında bunları gerçekleştireceğimizi söylemiştik. Geçtiğimiz sene, Mayıs ayında, 2025 yılında Ulaşlı Sahili'nde 100 yapay resif Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz tarafından denize indirildi. Yani bu konuyla ilgili olarak sözümüzü de yerine getirmiş olduk. Aynı zamanda iki defa da Gölcük'te denizin balıklandırılmasıyla ilgili çalışma gerçekleştirildi. Geldik son aşamaya. Şu an bu dediğimiz şartların gerçekleşmesinden sonra Kocaeli Üniversitemizin ve kıymetli akademisyenlerimizin de desteğiyle yine yapay resif yapılıyor. Ama bir yandan da hem denizle insan bir araya getiriliyor hem de yapılan bu çalışma sanat boyutuyla anlamlandırılıyor. Dolayısıyla ben tüm emeği geçenlere, tüm paydaşlara, bu çalışmaların bugün yapılabilmesini sağlayan ve emek verenlere; başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Doçent Doktor Tahir Büyükakın olmak üzere Kocaeli Üniversitemizin Rektörü Sayın Nuh Zafer Cantürk'e teşekkür ediyorum. Bu yapılan çalışmanın ilçemize, Değirmendere'mize ve deniz çeşitliliğine, canlılığına katkı sağlamasını, balıkçılığımız yönünden de fayda sağlamasını ümit ediyorum” dedi.
TEŞEKKÜR BELGELERİ TAKDİM EDİLDİ
Program kapsamında projeye sağladıkları katkılar dolayısıyla Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Birol Balcı’ya, Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süreyya Temel tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.
DÜZENLİ OLARAK İZLENECEK
Programın sonunda, İzmit Körfezi’nin dip çamurundan üretilen seramik yapay resifler DESSAT dalış ekibinin desteğiyle denize indirildi. Sanatçılar ve proje araştırmacıları tarafından hazırlanan resiflerin, deniz canlılarının tutunabileceği ve barınabileceği yeni mikrohabitatlar oluşturması hedefleniyor. Ancak çalışma resiflerin suya bırakılmasıyla sona ermiyor. Bundan sonraki süreçte resiflerde oluşacak biyolojik kolonizasyon, tür çeşitliliği ve canlı bolluğu bilimsel olarak takip edilecek; suyun çeşitli fiziksel ve kimyasal parametreleri de düzenli olarak izlenecek. Böylece Körfez’in tabanından çıkarılan dip çamuru, temizlik sürecinin ardından bilim ve sanatın katkısıyla yeniden deniz yaşamına kazandırılabilecek bir malzemeye dönüştürülmüş oldu. Meltem ALKAN